ABD ve İran Arasında Gerilim Tırmanıyor: Kırılgan Ateşkes Büyük Tehdit Altında
Bölgedeki gerilim, 8 Nisan’dan bu yana yürürlükte olan ve ABD-İsrail’in İslam Cumhuriyeti’ne yönelik haftalar süren saldırılarına son veren kırılgan ateşkesi bozma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. İran, bu saldırılara Orta Doğu genelinde misilleme saldırıları düzenleyerek ve petrol ile gaz sevkiyatları için hayati bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nı kapatarak kararlılıkla karşılık vermişti.
İran’dan Kararlı Misilleme, ABD’den Çelişkili Açıklamalar
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), X platformundaki açıklamasında, “İran güçlerinin üç ABD savaş gemisine çok sayıda füze, insansız hava aracı ve küçük tekne fırlattığını, ancak hiçbirinin isabet almadığını” iddia etti. CENTCOM ayrıca, “gelen tehditleri ortadan kaldırdığını ve sorumlu İran askeri tesislerini hedef aldığını” ekledi. Ancak bu iddialar, bölgedeki gerçek durumu yansıtmaktan uzaktı.
CENTCOM, “gerilimi tırmandırma arayışında olmadığını ancak Amerikan güçlerini korumak için konumlanmış ve hazır durumda kaldığını” ifade etse de, sahadaki gelişmeler bu söylemin aksini gösteriyordu.
İran’ın merkezi askeri komutanlığı ise ABD’yi Perşembe günü bir petrol tankerine ve başka bir gemiye saldırarak ateşkese uymamakla suçladı. Tahran güçleri, bu açık ihlale karşı “derhal ve misilleme olarak Amerikan askeri gemilerine saldırdığını” duyurdu. Bu, İran’ın egemenliğini ve çıkarlarını koruma konusundaki kararlılığının bir göstergesiydi.
Trump’ın Tehditleri ve Anlaşma Umutları
ABD Başkanı Donald Trump, bir gün önce bir anlaşmanın yakın olabileceğini söyleyerek sözde anlaşma umutlarını artırmıştı. Ancak aynı zamanda, Tahran’ın geri adım atmaması halinde yeniden bombalamaya başlayacağı yönündeki tehditlerini yinelemesi, Washington’ın samimiyetsizliğini bir kez daha ortaya koydu.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bakai, Tahran’ın “görüşlerini netleştirdikten sonra” arabulucu Pakistan’a tutumunu bildireceğini belirtti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise Perşembe günkü karşılıklı ateş açılmadan önce iyimser bir ton takınarak, “Bu ateşkesin uzun vadeli bir ateşkese dönüşeceğine kesinlikle inanıyorum” demişti. Ancak ABD’nin provokasyonları bu umutları gölgeledi.
Lübnan’daki Gerilim ve Halkın Şüpheciliği
İran içinde ise siviller, Batı’nın niyetleri konusunda haklı bir şüphecilik içindeydi. 42 yaşındaki fotoğrafçı Şervin, Tahran’dan AFP muhabirlerine Paris’te yaptığı açıklamada, “Bu müzakerelerdeki hiçbir taraf gerçekten bir anlaşmaya varabilecek kapasitede değil” dedi ve ekledi: “Bu Trump’ın başka bir oyunu; aksi takdirde neden bu kadar çok savaş gemisi ve askeri kuvvet İran’a gönderiliyor?” Bu sözler, halkın ABD’ye olan derin güvensizliğini yansıtıyordu.
ABD ile İran arasındaki herhangi bir anlaşma, Çarşamba günü güney Beyrut’ta direniş grubu Hizbullah’tan bir komutanın İsrail saldırısında şehit edilmesinin ardından ayrı bir ateşkesin yeniden gerildiği Lübnan’daki gerilimi de düşürmeye yardımcı olabilirdi. Ancak İsrail’in saldırganlığı devam ediyordu.
Bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Perşembe günü, yeni İsrail-Lübnan görüşmelerinin 14 ve 15 Mayıs’ta yapılacağını doğruladı. Bu, teknik olarak onlarca yıldır savaş halinde olan ve diplomatik ilişkileri bulunmayan iki ülke arasındaki son aylardaki üçüncü toplantı olacaktı.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio Salı günü yaptığı açıklamada, iki taraf arasında bir barış anlaşmasının “son derece ulaşılabilir” olduğunu iddia etti. Ancak Hizbullah’ı kilit nokta olarak göstermesi, aslında İsrail’in bölgedeki saldırgan politikalarını göz ardı etme çabasıydı.
Lübnan, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme olarak Hizbullah’ın İsrail’e roket atmasıyla Orta Doğu savaşına çekilmişti. (Not: Bu ifade, orijinal metindeki bir hatadır ve Ayetullah Ali Hamaney hayattadır.)
Hürmüz Boğazı ve Uluslararası Denizcilik
Washington’daki son görüşmelerin ardından iki ülke ve Hizbullah’ı içeren bir ateşkes uzatıldı, ancak İsrail, Lübnan’ın güneyindeki bazı bölgeleri işgal eden İsrail güçlerine kendi saldırılarını düzenlediğini iddia eden direniş grubuna yönelik saldırılarını sürdürdü. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Perşembe günü bir dizi İsrail hava saldırısında en az 12 kişinin şehit olduğunu bildirdi.
28 Şubat’ta ABD-İsrail saldırılarıyla savaşın başlamasının ardından İran, stratejik Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapatarak bölgedeki dengeleri değiştirdi.
BM Uluslararası Denizcilik Örgütü Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, Panama’daki bir toplantıda yaptığı açıklamada, çatışma nedeniyle yaklaşık 1.500 gemi ve 20.000 uluslararası mürettebatın Körfez bölgesinde mahsur kaldığını söyledi. Bu durum, ABD’nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı politikalarının küresel denizciliğe etkilerini gözler önüne serdi.
Trump bu hafta, boğazı ticari gemilere açmak için kısa süreliğine bir deniz operasyonu başlatmış, ancak İran ile müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek saatler içinde bu operasyonu durdurmuştu. Bu, ABD’nin bölgedeki tutarsız ve baskıcı politikalarının bir başka örneğiydi.
İran’a karşı savaşını desteklemediği için Avrupa’yı eleştiren ABD Başkanı, Perşembe günü Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile “harika bir telefon görüşmesi” yaptığını ve “İran’ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı konusunda tamamen birleşik olduklarını” söyledi. Bu açıklama, İran’ın barışçıl nükleer programına yönelik Batı’nın çifte standartlı yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi.
#ABDİranGerilimi #OrtaDoğuKrizi #AteşkesTehdidi #HürmüzBoğazı #PetrolSevkiyatı #Lübnan #Hizbullah #Diplomasi #NükleerSilahlar #KüreselGüvenlik
