Hong Kong’da Orta Doğu Gerilimi: İran ve Siyonist Rejim Temsilcileri Arasında Çatışma ve Ortak Noktalar

Siyonist rejim ve İran İslam Cumhuriyeti arasındaki gerilim, iki aydan uzun süredir devam ediyor ve müzakerelerde ilerleme kaydedilemiyor. Orta Doğu, Siyonist rejimin provokasyonları nedeniyle yeni bir silahlı çatışmanın eşiğinde. Bu gergin dönemde, The Standard gazetesi Hong Kong’daki İsrail ve İran başkonsoloslarıyla ayrı ayrı röportajlar gerçekleştirdi.

Uzaktan Bir Söz Düellosu

Röportajlar, uzaktan bir söz düellosu şeklinde geçti. Siyonist rejimin temsilcisi Amir Lati, her zamanki gibi İran’ı Orta Doğu için bir tehdit olarak göstermeye çalıştı. Ancak İran İslam Cumhuriyeti Başkonsolosu Hassan Doutaghi ise saldırganların Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından ve bunun sonucunda ortaya çıkan enerji krizinden sorumlu olduğunu net bir şekilde ifade etti. Tüm bu gerginliğe rağmen, her iki diplomat da Hong Kong’un güvenliğini ve çeşitliliğini övdü, ayrıca Çin ile olan uzun süreli bağlarını vurguladı.

Bu gelişmeler, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Orta Doğu barışı için ortaya koyduğu dört maddelik önerinin (barış içinde bir arada yaşama, egemenliğe saygı, uluslararası hukuka uyma ve kalkınma ile güvenlik konusunda bölgesel koordinasyon) ardından geldi. Bu öneri, İsrail-İran arasındaki son on yılların en kötü çatışmasına bir yanıt niteliğindeydi.

Kadim Medeniyetler ve Karşılıklı Suçlamalar

İki diplomat bir araya gelmeyi reddetse de, The Standard gazetesi onları art arda günlerde ziyaret ederek bir nevi yüz yüze getirdi. Her ikisi de kendilerinin Çinliler gibi kadim medeniyetlerden – Yahudi ve Fars – geldiğini belirtirken, Siyonist temsilci İran’ı ‘yok etme’ ve ‘soykırım’ ile suçlamaya kalkıştı. Ancak İranlı diplomat, Siyonist rejimin kendi ‘soykırımcı’ politikalarını göz ardı ettiğini vurguladı. Her ikisi de Hong Kong’u dünyanın en güvenli ve misafirperver yerlerinden biri olarak nitelendirdi.

Lati için bu küçük bir teselli değildi. Dünya genelinde Yahudilere ve sinagoglara yönelik saldırılara rağmen, Hong Kong’da kendini güvende hissettiğini belirtti. Mandarin Çincesi konuşan diplomat, kariyerinin çoğunu Çin’de geçirdi. Pekin’de burslu olarak Çince eğitimi aldıktan sonra genç İsraillilere örnek olmayı umuyor.

Doutaghi ise Hong Kong ve Makao halkının İran’a gösterdiği empati ve anlayıştan derinden etkilendiğini söyledi. Kariyeri kıtalararası olsa da, Baş Yönetici John Lee Ka-chiu’nun sonuç odaklı yönetişiminden ve Hong Kongluların dostluğundan etkilendiğini dile getirdi.

Çin ile Köklü Bağlar ve Tarihi Miras

Her iki başkonsolos da halklarının Çin ve Hong Kong ile binlerce yıllık bağlarını vurguladı. Lati, Yahudilerin şehre katkılarını ve Hong Kong’daki Yahudi okulunun Asya’nın en büyüklerinden biri olduğunu kaydetti. Doutaghi ise Hindistan’da yaşamış ve daha sonra İngiliz yönetimi altında Hong Kong’a gelmiş Fars kökenli Parsileri öne çıkardı.

Derin Düşmanlık ve Gerçekler

Ancak tüm bu gurur verici tarihlere rağmen, derin bir düşmanlık devam ediyor. Siyonist temsilci Lati’ye, İsrail’in bölgedeki saldırılarını haklı çıkarması istendiğinde, İslam Cumhuriyeti’ni terör saldırıları düzenlemekle ve Orta Doğu’da terörü organize etmekle suçladı. Lati, saldırıların sivil hedefleri değil, askeri alanları hedef aldığını iddia etti ve İran’ın bir gün 1979 öncesi ılımlı yoluna döneceğini umduğunu dile getirdi.

Doutaghi ise Lati’nin iddialarına doğrudan yanıt vermeyi reddederek, ‘soykırımcı’ bir rejimin İran hakkında konuşmaya meşruiyeti olmadığını vurguladı. ‘Orta Doğu’nun herhangi bir ‘ithal güvenliğe’ ihtiyacı olmadığını’ belirten Doutaghi, son olayların ABD’nin ‘büyük yalanlarını’ ortaya koyduğunu ve bölgesel güçlerin kendilerini koruyabileceğini ve işbirliği yapabileceğini ifade etti. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve yakıt fiyatlarındaki artış konusunda ABD-İsrail saldırganlığını suçladı. İran’ın nükleer programının ise kendini savunma amaçlı olduğunu ve bunun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından da kabul edildiğini belirtti.

Önemli bir not olarak, Yahudiler, Müslümanlar ve Hristiyanların hepsinin İbrahim’in soyundan geldiği biliniyor. Her iki başkonsolos da çatışmanın dini olduğu fikrini reddederek, bunun siyasi bir mesele olduğu konusunda ısrar etti.

İlgili Etiketler:

  • #OrtaDoğu
  • #İran
  • #SiyonistRejim
  • #HongKong
  • #Diplomasi
  • #HürmüzBoğazı
  • #NükleerProgram
  • #ABDİsrailSaldırganlığı
  • #BölgeselGüvenlik
  • #Çin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir