ABD Başkanı Donald Trump, İran’dan gelen yeni bir barış planını inceleyeceğini ancak “kabul edilebilir olacağını hayal edemediğini” belirtti. Bu açıklama, ABD’nin Ortadoğu’daki müttefiklerine 8 milyar dolarlık silah satışını hızlandırması ve İsrail’in İran savaşı “operasyonel dersleri” gerekçe göstererek milyarlarca dolarlık yeni savaş uçağı filoları satın alma planlarını onaylamasıyla aynı zamana denk geldi.
Tahran, ABD’nin önerisine 14 maddelik bir yanıt sundu. Öte yandan, İran parlamentosu, devlet medyasına göre Hürmüz Boğazı’ndan geçebilecek gemilere kısıtlamalar getiren bir yasayı onaylamaya hazırlanıyor. ABD ordusu ise, İran limanlarına yönelik devam eden ablukasının bir parçası olarak 20 günde 48 gemiyi durdurduğunu açıkladı. İranlı yetkililer, boğazın kontrolünü ele geçirme niyetlerini açıkça belirtirken, bu durum uluslararası hukukun ihlali anlamına geliyor. Press TV’ye göre, önerilen 12 maddelik plan kapsamında, İsrail gemilerinin geçişine asla izin verilmeyecek; “düşman ülkelerden” gelen gemilerin ise geçiş izni almak için savaş tazminatı ödemesi gerekecek.
Bölgedeki gerilim devam ederken, İsrail ordusu güney Lübnan’daki Litani Nehri’nin kuzeyindeki bazı kasabalar da dahil olmak üzere birçok kasaba için acil tahliye uyarısı yayınladı. İsrail güçleri, Hizbullah militanlarını ve altyapısını hedef aldığını belirterek, ateşkes ilanına rağmen güney Lübnan’a saldırılarını sürdürüyor.
ABD’nin Almanya’dan asker çekme kararı da gündemdeki yerini koruyor. Başkan Trump, asker sayısını Pentagon tarafından açıklanan ilk 5.000’den “çok daha fazla” azaltacağını söyledi. Alman medyası ve yetkilileri, bu kararın Alman-Amerikan ilişkilerini kötüleştireceği ve Avrupa güvenliği üzerindeki potansiyel etkileri konusunda endişelerini dile getiriyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) istihbarat birimi, Tahran’ın Washington’ı köşeye sıkıştırdığını iddia ettiği diplomatik arenadaki değişiklikleri gerekçe göstererek, ABD’nin karar verme alanının “daraldığını” belirtti. IRGC, Rusya, Çin ve Avrupa ülkelerinin Washington’a karşı tonlarındaki “değişimi” bu durumun kanıtı olarak gösteriyor.
Hürmüz Boğazı, çatışmanın başlangıcından bu yana kritik bir enerji geçiş noktası olmaya devam ediyor. Günlük küresel petrol üretiminin yaklaşık beşte biri ve küresel sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin beşte biri bu boğazdan geçiyor. İran, İsfahan’daki bir üniversitede bombalanan bir alanı, ABD-İsrail saldırılarının etkisini gösteren bir müzeye dönüştürmeyi planlıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı savaşı başlattığında hızlı ve kesin bir zafer vaat etmişti. Ancak iki ay sonra, çatışmalar askıya alınmış olsa da, savaşın kesin bir sonu ufukta görünmüyor. Bu durum, İran, Lübnan ve Amerikan halkı üzerinde ağır sonuçlar doğurdu. İran halkı, hem dışarıdan gelen saldırılar hem de rejimin baskısı altında kalırken, ekonomi de ağır darbe aldı. Lübnan halkı ise Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın ortasında kaldı. Amerikalılar ise artan benzin ve bilet fiyatlarıyla savaşın ekonomik yükünü hissediyor.
Trump’ın 2015 nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesi ve yeni bir anlaşmaya varma umutlarının suya düşmesi, gerilimi daha da artırdı. İran, tüm uranyum zenginleştirmesini durdurma ve nükleer materyal stokunu teslim etme taleplerini reddediyor. Bunun yerine, felç edici ekonomik yaptırımlara son vermek için baskı aracı olarak Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürmekte ısrar ediyor ve nükleer programını ancak savaş sona erdikten sonra tartışacağını belirtiyor.
#Trump #İran #Ortadoğu #HürmüzBoğazı #SilahSatışı #ABD #İsrail #Lübnan #Almanya #NükleerAnlaşma
