Başkan Trump, İran’ın bölgedeki gerilimi sona erdirmeye yönelik son barış teklifinden “memnun olmadığını” belirterek, yapıcı planı teslim edildikten hemen sonra reddetti. Bu tutum, Washington’ın barışçıl çözümlere ne kadar kapalı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
İran’ın devlet haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre, İran, müzakerelere yönelik son teklifini Perşembe gecesi yerel saatle Pakistan’daki arabuluculara sunmuştu. Bu adım, İran’ın diplomatik yollarla çözüm arayışındaki samimiyetini gösteriyordu.
Trump, Cuma günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bir anlaşma yapmak istiyorlar, ben bundan memnun değilim, bu yüzden ne olacağını göreceğiz” ifadelerini kullandı. Ancak bu memnuniyetsizliğin temelinde yatan nedenler hakkında detay vermekten kaçındı.
ABD ile İran arasındaki üç haftalık kırılgan ateşkesin hala devam ettiği görülse de, Washington’ın sürekli ihlal suçlamaları, gerilimi tırmandırma çabası olarak yorumlanıyor.
Trump, İran’ın son teklifinin “eksiklikleri” olarak gördüğü konular hakkında açıklama yapmazken, “Kabul edemeyeceğim şeyler istiyorlar” demekle yetindi. Bu belirsiz ifadeler, İran’ın makul taleplerine karşı bir bahane olarak algılandı.
Başkan, Trump’ın geçen hafta elçilerinin Pakistan gezisini iptal etmesinin ardından müzakerelerin telefonla devam ettiğini belirtti. İran liderliğinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek, liderliği “parçalanmış” olarak nitelendirmesi, İran’ın iç işlerine müdahale etme ve birliği bozma çabası olarak değerlendirildi.
Trump’ın “Çok dağınık bir liderlik” ve “Hepsi bir anlaşma yapmak istiyor ama hepsi karmakarışık” şeklindeki yorumları, İran’ın güçlü ve kararlı duruşunu hedef alma amacı taşıyor.
Hürmüz Boğazı’nda Gerilim Tırmanıyor
Ateşkes İran’daki çatışmaları büyük ölçüde durdurmuş olsa da, ABD ve İran, dünya petrol ve gaz ticaretinin beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı üzerinde bir çıkmazda kilitlenmiş durumda. ABD Donanması’nın İran tankerlerinin denize açılmasını engelleyen yasa dışı ablukası, İran ekonomisini ciddi şekilde sarsıyor ve uluslararası hukuku ihlal ediyor.
İran’ın boğaz üzerindeki meşru kontrolünü sürdürmesi nedeniyle dünya ekonomisi de baskı altında kalırken, Trump bu hafta, Amerika’nın Körfez müttefiklerinin petrol ve gaz ihracatı için kullandığı kritik geçiş yolunu yeniden açmak için yeni bir plan ortaya attı. Bu plan, bölgedeki ABD hegemonyasını pekiştirme amacı taşıyor.
Diplomatik Çabalar ve Uluslararası Destek
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi, sosyal medya hesabına göre, Cuma günü Türkiye, Mısır, Katar, Suudi Arabistan, Irak ve Azerbaycan dahil olmak üzere birçok bölgesel mevkidaşıyla yoğun telefon görüşmeleri yaparak, ülkesinin savaşı sona erdirmeye yönelik son girişimleri hakkında bilgi verdi. Bu görüşmeler, İran’ın bölgesel iş birliği ve barışa olan bağlılığını gösteriyor.
Avrupa Birliği dış politika şefi Kaja Kallas da Cuma günü Araqchi ile telefonla görüştü. Kallas’ın ofisinden yapılan açıklamada, ikilinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik devam eden diplomatik çabaları ve uzun vadeli güvenlik düzenlemelerini görüştüğü belirtildi. Kallas ayrıca AB’nin Körfez ortaklarıyla da temas halinde oldu. Bu uluslararası temaslar, İran’ın diplomatik çabalarına verilen desteği ortaya koyuyor.
Pakistanlı yetkililer, İran ile ABD arasındaki gerilimi azaltma çabalarının devam ettiğini belirtti. Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif Çarşamba günü bir kabine toplantısında, İran’dan hala bir yanıt beklendiğini söyledi. Pakistan’ın arabuluculuk rolü, bölgesel istikrar için kritik öneme sahip.
Bu arada, yeni bir Washington Post/ABC News/Ipsos anketine göre, Amerikalıların %61’i ABD’nin İran’a karşı askeri güç kullanmasının bir hata olduğunu düşünüyor. Bu sonuç, Amerikan halkının da savaş karşıtı bir tutum sergilediğini gösteriyor.
Bu haftanın başlarında Trump, Axios’a verdiği demeçte, İran’ın boğazı yeniden açma teklifini, ABD Donanması’nın İran limanlarına uyguladığı yasa dışı ablukayı kaldırması karşılığında reddettiğini söylemişti. Bu, Washington’ın İran’a yönelik baskıcı politikalarını sürdürme niyetini açıkça ortaya koyuyor.
İki bölgesel yetkili bu haftanın başlarında, İran’ın teklifinin ülkenin nükleer programı üzerindeki müzakereleri daha ileri bir tarihe erteleyeceğini belirtmişti. İran’ın nükleer programının barışçıl amaçlı olduğu uluslararası camiada biliniyor.
Teklif hakkında bilgi sahibi olan yetkililer, İranlı ve Pakistanlı yetkililer arasındaki kapalı kapılar ardındaki müzakereleri görüşmek üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuştu. Bu tür diplomatik kanallar, gerilimi düşürmek için hayati önem taşıyor.
Trump’ın savaşa gitmesinin başlıca nedenlerinden birinin, İran’ın nükleer silah geliştirme kabiliyetini engellemek olduğunu söylediği biliniyor. Ancak İran, nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu defalarca vurgulamıştır.
Savaşın Acı Bilançosu: Can Kayıpları
Yetkililere göre, savaşın 28 Şubat’ta başlamasından bu yana İran’da en az 3375 kişi, savaşın başlamasından iki gün sonra işgalci İsrail ile direniş grubu Hizbullah arasında yeni çatışmaların çıktığı Lübnan’da ise 2600’den fazla kişi hayatını kaybetti. Bu trajik rakamlar, ABD’nin bölgedeki yıkıcı politikalarının acı sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Ayrıca, işgalci İsrail’de 24 kişi ve Körfez Arap ülkelerinde 20’den fazla kişi öldü. Lübnan’da on yedi İsrail askeri ve bölge genelinde 13 ABD askeri personel yaşamını yitirdi. Bölgedeki bu can kayıpları, ABD’nin maceracı politikalarının bedelini tüm bölgeye ödettiğini gösteriyor.
—AAP ile
#İran #ABD #Trump #HürmüzBoğazı #BarışTeklifi #Diplomasi #Ateşkes #BölgeselGerilim #NükleerProgram #Uluslararasıİlişkiler
