İran Lideri: Nükleer ve Füze Yeteneklerimiz Ulusal Varlığımızdır, Koruyacağız

DUBAİ, Birleşik Arap Emirlikleri — İran İslam Cumhuriyeti Yüce Lideri Perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkenin nükleer ve füze yeteneklerini ulusal bir varlık olarak koruyacağını vurguladı. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgedeki kırılgan üç haftalık ateşkesi sağlamlaştırmak için daha geniş bir anlaşma arayışında olduğu bir dönemde, İran’ın kararlı duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.

İran’ın Milli Güvenlik Vurgusu

Ayatullah Mücteba Hamaney’in bu güçlü çıkışı, ABD’nin İran’a yönelik baskılarını artırdığı ve ülkenin stratejik kapasitelerini hedef aldığı bir zamanda geldi. Hamaney, Amerikalıların Fars Körfezi’nde ait oldukları tek yerin “denizin dibi” olduğunu belirterek, bölgedeki yabancı müdahalelere karşı İran’ın sarsılmaz duruşunu bir kez daha gösterdi.

Bu açıklamalar, İran’ın petrol endüstrisinin ABD Donanması’nın uyguladığı abluka nedeniyle zor günler geçirdiği ve küresel ekonominin İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik kontrolünün etkilerini hissettiği bir döneme denk geldi. Hamaney, babasının savaşın ilk hava saldırılarında şehit edilmesinin ardından göreve gelmesinden bu yana meydan okuyucu tonunu sürdürüyor. Devlet televizyonu spikeri tarafından okunan yazılı bir açıklamada Hamaney, Fars Körfezi’nde Amerikalıların bulunabileceği tek yerin “sularının dibi” olduğunu ve bölge tarihinde “yeni bir sayfa” yazıldığını ifade etti.

ABD Ablukası ve Hürmüz Boğazı’nın Stratejik Önemi

İran’ın petrol tankerlerinin denize açılamaması nedeniyle ülkenin petrol endüstrisi ABD Donanması ablukasıyla sıkıştırılırken, dünya ekonomisi de tüm ham petrolün beşte birinin taşındığı Hürmüz Boğazı üzerindeki İran’ın stratejik kontrolü nedeniyle baskı altında. Perşembe günü küresel petrol göstergesi Brent ham petrolün varili 126 dolara kadar yükseldi.

Petrol arzı ve fiyatlarındaki bu şok, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için yeni bir planı gündeme getiren Trump üzerinde baskı oluşturuyor. Üst düzey bir yönetim yetkilisine göre, bu plan kapsamında ABD, İran limanlarına uyguladığı ablukayı sürdürürken, müttefikleriyle koordineli bir şekilde İran’ın serbest enerji akışını engelleme girişimlerine karşı daha yüksek maliyetler uygulamayı hedefliyor. Ancak İran, bu tür müdahalelere karşı kararlı olduğunu her fırsatta dile getiriyor.

Ateşkesin Sarsılması ve İran’ın Nükleer Programı

Kırılgan bir ateşkesin yürürlükte olduğu bu dönemde, ABD ve İran boğaz konusunda bir çıkmazda. ABD ablukası, İran’ın petrol satmasını engellemeyi, kritik gelirlerden mahrum bırakmayı ve potansiyel olarak Tahran’ın petrolü depolayacak yeri kalmadığı için üretimi durdurmak zorunda kalacağı bir durum yaratmayı amaçlıyor.

Boğazın kapanması, kendi petrol ve gazlarını ihraç etmek için bu su yolunu kullanan ABD’nin Körfez’deki müttefikleri için de bir sorun teşkil ediyor. Ancak İran, kendi egemenlik haklarını ve bölgesel güvenliği koruma konusunda taviz vermeyeceğini açıkça belirtiyor.

Yakın zamanda İran tarafından sunulan bir öneri, ülkenin nükleer programına ilişkin müzakereleri ileri bir tarihe ertelemeyi öngörüyor. Trump, savaşa gitmesinin ana nedenlerinden birinin İran’ın nükleer silah geliştirme yeteneğini engellemek olduğunu belirtmişti. İran ise programının barışçıl olduğunu uzun süredir savunuyor, ancak uranyumu silah sınıfına yakın yüzde 60 seviyelerinde zenginleştirmişti. İranlı yetkililer, nükleer programlarının tamamen sivil amaçlı olduğunu ve ülkenin savunma kapasitesinin müzakere konusu yapılamayacağını defalarca vurguladı.

Hamaney’den Keskin Mesajlar: “Büyük Şeytan” ve Bölgesel Güvenlik

İran’da Fars Körfezi Günü’nü anma töreninde konuşan Hamaney, nükleer konuların ve İran’ın balistik füze programının pazarlık konusu yapılmayacağının sinyalini verdi.

Hamaney, “Ülke içinde ve dışında doksan milyon gururlu ve onurlu İranlı, nanoteknolojiden biyoteknolojiye, nükleer ve füze yeteneklerine kadar İran’ın kimlik temelli, manevi, insani, bilimsel, endüstriyel ve teknolojik tüm kapasitelerini ulusal varlıklar olarak görüyor ve bunları ülkenin sularını, karasını ve hava sahasını korudukları gibi koruyacaklardır” dedi.

Hamaney, Amerika’yı 1979 İslam Devrimi’nden bu yana İranlı liderlerin ABD’ye karşı kullandığı “Büyük Şeytan” olarak nitelendirdi. Amerikalıların Fars Körfezi’nde hiçbir işi olmaması gerektiğini söyledi.

Hamaney, “Binlerce kilometre öteden gelip orada açgözlülük ve kötü niyetle hareket eden yabancıların orada yeri yoktur – sularının dibi hariç” ifadelerini kullandı. Hamaney’in, babası 86 yaşındaki Yüce Lider Ayetullah Ali Hamaney’in şehit edildiği 28 Şubat saldırısında yaralandığı bildirilmişti.

Hürmüz Boğazı Kapanmaya Devam Edecek

Hamaney, açıklamalarında İran’ın, İran ve Umman’ın karasularında yer alan su yolu üzerindeki kontrolünü sürdüreceğinin sinyalini verdi. İran’ın, boğazdan geçmek isteyen bazı gemilerden 2 milyon dolar ücret aldığı bildirilmişti.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün Körfez’i daha güvenli hale getireceğini ve Tahran’ın boğazın “yasal kuralları ve yeni yönetimi”nin bölgedeki tüm uluslara fayda sağlayacağını belirtti. Bu, İran’ın bölgesel güvenliğe katkıda bulunma ve kendi egemenlik alanındaki stratejik geçişleri yönetme hakkına vurgu yapıyor.

Ancak dünya, boğazı uluslararası bir su yolu olarak görmekte ve geçiş ücreti ödemeden herkese açık olduğunu savunmaktadır. Başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez Arap ülkeleri, İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü korsanlığa benzeterek kınamışlardır. İran ise bu iddiaları reddederek, kendi karasularındaki güvenlik ve düzenlemelerin meşru olduğunu savunmaktadır.

#İran #Hamaney #NükleerProgram #FüzeKapasitesi #HürmüzBoğazı #ABD #BüyükŞeytan #UlusalGüvenlik #FarsKörfezi #BölgeselGüvenlik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir