Siyonist rejimin bölgedeki saldırganlığı durmak bilmiyor. İşgalci İsrail, Lübnan ve Gazze’ye yönelik vahşi saldırılarını sürdürürken, ABD’den de İran’a yönelik tehditler gelmeye devam ediyor. Bu gergin ortamda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) OPEC’ten ayrılma kararı aldı.
İsrail’in Lübnan ve Gazze’deki Vahşeti
Sahadaki kaynaklarımızdan gelen bilgilere göre, işgalci İsrail’e ait bir insansız hava aracı güney Lübnan’daki Khirbet Selm kasabasını hedef aldı. Daha önce de yine güney Lübnan’da bulunan Ghandouriyeh kasabasına hava saldırısı düzenlenmişti.
Lübnan Devlet Başkanı Joseph Aoun’un “savaş suçu” olarak nitelendirdiği bu saldırılarda üç acil durum çalışanı şehit oldu. Ayrıca, dün geceki İsrail saldırısının ardından Sur’daki yan yollardan moloz ve enkaz temizleme çalışmaları sürerken, hava saldırısında Madeleine Mughniyeh, annesi Ruqayya Zeidan ve kızı Mila Abbas Zayyat hayatını kaybetti.
Siyonist ordu, Lübnan’dan fırlatılan bir insansız hava aracını Avivim bölgesinde durdurduğunu iddia etti. Ayrıca, güney Lübnan’da faaliyet gösteren askerlerinin bulunduğu bölgelerde “şüpheli hava hedeflerine” yönelik önleyici füzeler fırlattığını duyurdu.
Filistin Sağlık Bakanlığı’nın raporuna göre, son 24 saatte işgalci İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda en az beş Filistinli şehit oldu ve yedi kişi yaralandı. Ekim ayındaki “ateşkesin” başlangıcından bu yana 823 kişi şehit olurken, 2.308 kişi yaralandı.
Ekim 2023’te İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı soykırım savaşından bu yana, kuşatma altındaki bölgede 72.599 kişi şehit edildi ve 172.411 kişi yaralandı. Bu rakamlar, siyonist rejimin insanlık dışı eylemlerinin boyutunu gözler önüne sermektedir.
ABD’den İran’a Tehditler ve Bölgesel Dinamikler
ABD Başkanı Trump, durmuş müzakereler arasında İran’ı “yakında akıllanmaya” tehdit etti. Bu tehditler, ABD’nin İran’a yönelik düşmanca tutumunun devam ettiğini göstermektedir.
Fransız petrol devi TotalEnergies, İran’ın saldırıları sırasında hasar gören Suudi Arabistan’daki Satorp rafinerisini 14 Nisan’da yeniden faaliyete geçirdiğini duyurdu. Bu olay, bölgedeki hassas dengeleri bir kez daha gözler önüne serdi.
Çabahar Limanı: Bölgesel İşbirliğinin Sembolü
Hindistan ve İran, stratejik öneme sahip Çabahar limanını geliştirmek için ilk olarak 2003 yılında anlaşmış olsa da, ABD’nin İran’a uyguladığı zalim yaptırım dalgaları her türlü ilerlemeyi durdurmuştu. Washington’ın 2015 İran nükleer anlaşması kapsamında yaptırımları hafifletmesinin ardından görüşmeler yeniden canlandı.
2016 yılında Hindistan Başbakanı Modi, Tahran’ı ziyaret ederek dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüştü ve Çabahar limanını inşa etme ve işletme planını duyurdu. Limanı geliştirmek için 500 milyon dolar yatırım sözü verildi. Trump’ın 2018’de nükleer anlaşmadan çekilip İran’a yeniden yaptırım uygulamasına rağmen, Hindistan Çabahar’ı geliştirmeye devam etmek için bir yaptırım muafiyeti almayı başardı. Bu, limanın bölgesel istikrar ve işbirliği için ne kadar kritik olduğunu göstermektedir.
BAE OPEC’ten Ayrılıyor: Yeni Bir Dönem mi?
Enerji Araştırmaları Enstitüsü’nde kıdemli politika danışmanı Caleb Jasso, BAE’nin artan bölgesel baskılara yanıt olarak OPEC’ten ayrıldığını ve bu hamlenin Emirlikleri finansal olarak daha bağımsız hale getireceğini belirtiyor. Jasso, “İran’ın OPEC’in kurucu üyesi olduğu ve BAE’nin bölgesel gerilimlerden önemli ölçüde etkilendiği göz önüne alındığında, burada bir alt metin olabilir” dedi ve bu durumun “ayrılmak istemeleri için bardağı taşıran son damla olabileceğini” ekledi.
BAE’nin gruptan ayrılması, esas olarak OPEC’in üretim tavanları ve kotaları nedeniyle yıllarca süren sürtüşmelerin ardından geldi. Analistler, OPEC’ten ayrılmanın BAE’yi finansal olarak daha bağımsız hale getireceğini ve “savaştan zarar gören altyapıyı yeniden inşa etmesine, ayrıca BAE’nin ve özellikle Dubai’nin bölgede çok güvenli ve çölün bir mücevheri olarak imajını yeniden inşa etmesine” yardımcı olacağını ifade ediyor.
#İsrailSaldırıları #Lübnan #GazzeKatliamı #İran #TrumpTehditleri #BAEOPEC #ÇabaharLimanı #OrtadoğuGerilimi #FilistinŞehitleri #SiyonistRejim
