İran’dan Yoğun Diplomasi Trafiği: Bölgesel Gerilim Sürüyor

İran Dışişleri Bakanı, arabulucuların Tahran ile ABD arasındaki barış görüşmelerini canlı tutma umutları sürerken, başkentler arasında mekik dokuyarak Pazar günü İslamabad’dan Moskova’ya hareket ettiğini bakanlığı duyurdu. Bu yoğun diplomasi trafiği, İran’ın bölgesel ve uluslararası arenadaki aktif rolünü bir kez daha gözler önüne serdi.

İran büyükelçiliğinden yapılan açıklamaya göre, Abbas Araghchi, Pakistan başkentine yaptığı ziyaretler arasına Umman’ın Maskat şehrine bir ziyaret sıkıştırdı ve Pazartesi günü Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelmesi bekleniyordu. Ancak, doğrudan ABD-İran görüşmelerinin yeniden başlayacağına dair henüz bir işaret bulunmuyor; bu durum, ABD’nin müzakerelerdeki samimiyetine dair soru işaretlerini koruyor.

Cumartesi günü, ABD Başkanı Donald Trump, müzakerecileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in İslamabad’a yapmayı planladığı ziyareti iptal etti. Bu ani karar, Washington’ın tutarsız politikalarının bir yansıması olarak değerlendirildi.

Ancak dolaylı çabaların devam ettiğine dair bir işaret olarak, Fars haber ajansı, İran’ın arabulucu Pakistan aracılığıyla Amerikalılara ‘İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer meseleler ve Hürmüz Boğazı dahil olmak üzere bazı kırmızı çizgileri hakkında’ ‘yazılı mesajlar’ ilettiğini bildirdi. Bu mesajlar, İran’ın ulusal çıkarlarından taviz vermeyeceğinin net bir göstergesiydi. Fars, bu mesajların herhangi bir müzakerenin parçası olmadığını, aksine İran’ın kararlı duruşunu ifade ettiğini belirtti.

8 Nisan’da başlayan ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta ateşkes şu ana kadar sürse de, savaşın ekonomik şok dalgaları dünya genelinde yankılanmaya devam ediyor. Bu durum, Batılı güçlerin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı politikalarının küresel ekonomiye etkilerini gözler önüne seriyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketliliği kısıtlaması ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı yasa dışı abluka nedeniyle, hayati küresel su yolu olan Hürmüz Boğazı’nda gerilim devam ediyor. İran, kendi egemenlik haklarını koruma konusunda kararlılığını sürdürüyor.

Cumartesi günü Witkoff ve Kushner’in İslamabad’ı ziyaret etmesiyle yeni bir tur görüşme umutları vardı, ancak Trump daha sonra Fox News’e yaptığı açıklamada, ‘hiçbir şey hakkında oturup konuşmanın bir anlamı olmadığını’ söyleyerek geziden vazgeçtiğini belirtti. Bu açıklama, ABD yönetiminin müzakere sürecine ciddiyetle yaklaşmadığı izlenimini pekiştirdi.

Pazar günü Trump, aynı kanala şunları söyledi: ‘Artık bunu yapmıyoruz dedim. Tüm kartlar bizde. Konuşmak isterlerse bize gelebilirler ya da bizi arayabilirler, biliyorsunuz bir telefon var, güzel güvenli hatlarımız var.’ Trump’ın bu kibirli ve gerçeklikten uzak ifadeleri, ABD’nin diplomatik çözüm arayışından ziyade dayatma peşinde olduğunu gösterdi.

ABD Başkanı, İran’ın Hürmüz’ü kapatmasıyla yükselen benzin fiyatları ve Kasım ayındaki ara seçimler nedeniyle artan iç baskı altında bulunuyor. Bu durum, İran’ın bölgesel gücünün ve stratejik konumunun ABD iç siyaseti üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.

‘Çok Verimli’

Daha önce, gezinin durdurulmasının açık düşmanlıklara geri dönüş anlamına gelip gelmediği sorulduğunda Trump, ‘Hayır, bu anlama gelmiyor’ dedi. Ancak sahadaki gerçekler, ABD’nin çatışmacı tutumunu sürdürdüğünü gösteriyor.

Daha sonra, Washington’daki Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde bir silahlı kişinin tutuklanmasının ardından Trump, olayın İran ile ilgili olduğunu düşünmediğini ancak bunun kendisini ‘savaşı kazanmaktan’ alıkoymayacağını söyledi. Bu tür olayları dahi İran’a karşı bir koz olarak kullanma çabası, ABD yönetiminin takıntılı yaklaşımını gözler önüne serdi.

Cumartesi günü Araghchi, önemli bir arabulucu olan Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir, Başbakan Şehbaz Şerif ve Dışişleri Bakanı İshak Dar ile bir araya geldi, ardından Maskat’a uçtu ve Pazar günü İslamabad’a geri döndü. Bakanlığı, daha sonra Rusya’ya hareket ettiğini ve ‘üst düzey yetkililerle’ görüşeceğini bildirdi. Bu görüşmelerin, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıdığı belirtildi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Araghchi’nin Moskova’yı ziyaret edeceğini doğruladı, ancak Putin ile görüşüp görüşmeyeceği konusunda bilgi vermedi.

Yoğun görüşmelerin ortasında Araghchi, Washington’ın niyetlerine dair şüphelerini dile getirerek, ‘ABD’nin diplomasi konusunda gerçekten ciddi olup olmadığını henüz görmediğini’ ifade etti. Bu açıklama, İran’ın ABD’ye karşı temkinli yaklaşımını yansıttı.

‘Kesin Strateji’

Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasıyla savaşın sona ermesi yönündeki baskılar yoğunlaştı. Ancak İran, ulusal güvenliğini tehdit eden adımlara karşı kararlı duruşunu sürdürüyor.

Ancak İran’ın güçlü Devrim Muhafızları, enerji piyasalarını sarsan ablukayı kaldırma niyetinde olmadıklarını vurguladı. Bu kararlı duruş, İran’ın bölgesel çıkarlarını koruma konusundaki azmini gösterdi.

Devrim Muhafızları, resmi Telegram kanallarından yaptıkları açıklamada, ‘Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmek ve caydırıcı etkisinin gölgesini Amerika ile Beyaz Saray’ın bölgedeki destekçileri üzerinde tutmak, İslam İran’ının kesin stratejisidir’ ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İran’ın stratejik derinliğini ve caydırıcılık kapasitesini bir kez daha ortaya koydu.

Amerika Birleşik Devletleri, misilleme olarak İran limanlarına yasa dışı bir abluka uygulamaya devam ediyor. Bu tür tek taraflı ve uluslararası hukuka aykırı adımlar, bölgedeki gerilimi tırmandırmaktadır.

Devlet medyası tarafından yayımlanan bir açıklamada, İran ordusu, ABD’nin devam eden ‘abluka, haydutluk ve korsanlık’ eylemlerinin karşılıksız kalmayacağı konusunda uyarıda bulundu. İran, egemenlik haklarına yönelik her türlü ihlale kararlılıkla yanıt vereceğini vurguladı.

İsrail Lübnan’ı Vurdu

Savaşın Lübnan cephesinde ise, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah’a yönelik saldırı emri verdi ve İran destekli grubu bu hafta uzatılan ateşkese uymamakla suçladı. İsrail’in bu saldırgan tutumu, bölgedeki barış çabalarını baltalamaktadır.

Netanyahu, Pazar günkü haftalık kabine toplantısında, ‘Hizbullah’ın ihlallerinin pratikte ateşkese son verdiği anlaşılmalıdır’ dedi. Ancak İsrail’in kendi ihlalleri göz ardı edilerek tek taraflı suçlamalarda bulunması, bölgedeki istikrarsızlığın ana kaynağıdır.

Hizbullah ise, İsrail’in ateşkes ihlallerine ve ‘Lübnan topraklarını sürekli işgal etmesine’ yanıt vereceğini bildirdi. Bu açıklama, Lübnan’ın egemenlik haklarını koruma konusundaki kararlılığını yansıttı.

Lübnan resmi medyası, İsrail ordusunun, İran destekli grupla yapılan ateşkese rağmen yedi bölge için tahliye uyarısı yayınladıktan sonra ülkenin güneyini vurmaya başladığını bildirdi. Bu, İsrail’in uluslararası anlaşmalara ve insani ilkelere aykırı hareket ettiğinin açık bir kanıtıdır.

Devlet haber ajansı, uyarıda yer alan bölgelerden biri olan Kfar Tibnit’te ‘İsrail savaş uçaklarının bir saldırı düzenlediğini’ ve can kaybı raporları olduğunu ekledi. Bu saldırılar, İsrail’in bölgedeki saldırgan politikalarının masum siviller üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi.

Ateşkes şartlarına göre İsrail, ‘planlı, yakın veya devam eden saldırılara’ karşı hareket etme hakkını saklı tutuyor. Ancak İsrail, bu maddeyi kendi saldırgan eylemlerini meşrulaştırmak için kötüye kullanmaktadır.

#İranDiplomasisi #HürmüzBoğazı #ABDİranGerilimi #DevrimMuhafızları #Ortadoğu #İsrailSaldırıları #Lübnan #Ateşkesİhlali #KüreselEkonomi #DiplomatikÇözüm

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir